Prof. Dr. Lütfi Akça, Türkiye Su Enstitüsü Başkanı

1. Küresel düzeyde su kaynaklarının mevcut durumunu ve su konusunun dünya kamuoyunda artan önemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Küresel su gündemini belirleyen ana etmenler nelerdir?

 

Dünyamızın yaklaşık yüzde yetmişi su ile kaplıdır ancak bu miktarın %97,5’i okyanuslarda bulunan tuzlu sulardan oluşmakta, geriye kalan %2,5 oranındaki tatlı suyun büyük bir kısmı kutuplarda buzul yeraltı suyu olarak bulunmaktadır. Göllerde, rezervuarlarda, nehirlerde ve derelerde bulunan ulaşabildiğimiz temiz su kaynakları ise yerküredeki toplam tatlı su potansiyelinin sadece %0,10’unu oluşturmaktadır. İklim değişikliğinin de etkisi ile dünyada su sıkıntısı çeken bölgelerin yayılımı artarken, etkilenen nüfus da artmaktadır.

 

Birleşmiş Milletler Dünya Su Kalkınma Raporuna göre şehirlerde yaklaşık 1 milyar insan su kıtlığıyla karşı karşıyadır ve raporda bu sayının 2050'de 2,4 milyar kişiye çıkabileceği öngörülmektedir. Kentsel su talebinin ise 2050 yılına kadar yüzde 80 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Rapora göre dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna sahip değilken, 3,6 milyar insanın da sanitasyon hizmetine erişimi bulunmamaktadır. Günümüzde ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz havzası, Ortadoğu, Orta ve Güney Asya, Avustralya kıtası ve Batı Amerika’da su sıkıntıları yaşanmaktadır.

 

Maalesef Dünya’daki mevcut su sıkıntısı nüfus artışı, kentleşme ve iklim değişikliğinin etkisi ile gün geçtikçe daha da artacaktır, bu durum suyun verimli kullanımı için küresel adımların atılması ihtiyacını ortaya koymaktadır.

 

Bu ihtiyaç doğrultusunda, BM, Sürdürebilir Kalkınma Amaçları (SKA) kapsamında belirlediği 17 amaçtan biri olarak “Temiz Su ve Sanitasyona Erişim” başlığı altında tüm dünyayı işbirliğine davet etmiştir. Suyun etkin ve verimli kullanımı, BM SKA 6’nın başat ilkelerinden biridir ve ülkemizin de “Su Verimliliği Seferberliğinin” temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda öncelikle su kaynaklarını en fazla tüketen tarım alanında suyu verimli kullanmak ve su tasarrufu sağlamak amacıyla düzenlemelere ve projelere başlamış durumdayız.

 

 

BM 2023 Su Konferansı sonrasında kabul edilen “insanlığın en değerli küresel ortak yararını" korumaya yönelik yaklaşık 700 taahhüdü içeren bir eylem planı olan Su Eylem Gündemi küresel işbirliği açısından önemli bir çıktıdır. Bu gündem suyla ilgili tüm gönüllü taahhütleri bir araya getirerek ilerlemelerini takip edecektir ve Üye Devletleri, paydaşları ve özel sektörü günümüzün su sorunlarını ele almak üzere acil eyleme geçmeye teşvik etmektedir. 2030 yılına kadar herkesin su ve sanitasyona erişimi ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanmasına yönelik bir girişim olan 6’ncı Sürdürülebilir Kalkınma Amacının hayata geçirilmesini hızlandırması açısından bu gündem, küresel ölçekte çok önemli bir adımdır.

 

2. Küresel su gündemi çerçevesinde SUEN’in yürüttüğü çalışmalar nelerdir?

 

SUEN, ulusal ve uluslararası su politikaları geliştirilmesine katkı sağlama amacıyla; bilimsel araştırma, kapasite geliştirme ve stratejik fikir geliştirmeye yönelik olarak faaliyet gösteren ulusal bir düşünce kuruluşudur. Sürdürülebilir su yönetimi, su politikalarının geliştirilmesi, yerel ve küresel su sorunlarının çözümü için kapasite geliştirme gibi konularda ulusal ve uluslararası kurumlarla yakın işbirliği içinde çalışmaktayız. Küresel su gündemini de yakından takip ederek, hem ulusal düzeyde ülkemiz su politikalarının geliştirilmesine katkı vermeyi hem de geliştirilen bu politikaları uluslararası düzeyde seslendirerek ülkemiz politikalarının küresel su gündeminin belirleyicileri arasında olmasına katkı sağlıyoruz.  Bu bağlamda, hem bölgesel hem de küresel ölçekte su alanında gerçekleştirilen etkinlikleri ve çalışmaları yakından takip ediyor ve aktif katılım sağlıyoruz.

 

Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl Mart ayında katılım sağladığımız New York'ta düzenlenen BM 2023 Su Konferansı, 1977 yılında Arjantin’de düzenlenen BM Su Konferansından sonra düzenlenen ilk BM konferansı olması açısından çok önemlidir. Üç gün süren konferans, 188 üye ülke ve uluslararası 10.000 katılımcı ile dünyayı SKA 6’ya ulaşma yolunda yeniden harekete geçirme ve acilen eylem ölçeğini genişletme amacı etrafında bir araya getirmiştir. “Su On Yılının (2018-2028)” Uygulanmasına ilişkin Ara Dönem Gözden Geçirme Konferansı olarak değerlendirilen Konferans sonucunda biraz önce ifade ettiğim Su Eylem Gündemi kabul edilmiştir.

 

 

Ülkemiz, konferansa Sayın Bakanımız başkanlığında geniş bir heyetle katılım sağlamıştır. Bakanlığımız koordinasyonunda “İşbirliği için Su” teması altında “Su Eylem Gündeminin Gerçekleştirilmesine Doğru: Sınırların Ötesine Ulaşmak" ve “Sağlık için Su” teması altında ise SUEN koordinasyonunda “Halk Sağlığının Takibi için Atıksu Gözetimi: Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) Karşılamak için Tek Sağlık Yaklaşımının Kullanılması" başlıklı yan etkinlikler düzenlenmiştir.

 

SUEN, BM Su Konferansı kapsamında; “Su Diplomasisi Sempozyumu 2023: 2023 BM Su Konferansı kapsamında Küresel Deneyim Paylaşımı”, “Su Güvenliği ve Su Diplomasisi: Bilgi Paylaşımı, İşbirlikçi Eylemi Hızlandırma ve Çok Taraflı Forumların Rolü” ve “Su Konusunda İşbirliğini Hızlandırma Taahhütleri, Çevre, İklim ve Barış” yan etkinliklerinde panelist olarak yer almıştır.

 

Yine etkin bir şekilde yer aldığımız, benim de guvernör olarak katılım sağladığım, 9-13 Eylül 2023 tarihlerinde Pekin’de gerçekleştirilen Dünya Su Konseyi 84. Yönetim Kurulu (Guvernörler) Toplantısı da küresel su gündemini şekillendiren aktörlerin bir araya gelmesi açısından belirleyicidir. Bu toplantının bizim içim önemi 2023-2025 dönemi Çalışma Programı dâhilinde kurulan görev güçlerinde ülkemizin temsil edilmesinin sağlanması ve görev güçleri kapsamında yürütülecek faaliyetlerin belirlenmesinde etkin rol üstlenilmesidir. Dünya Su Konseyi 2023-2025 dönemi Çalışma Programı dâhilinde kurulan Görev Güçleri kapsamında yürütülecek faaliyetler belirlenmiş ve ülkemiz adına SUEN, Su Güvenliği ve Dayanıklılık, İnsanlık ve Doğa için Su, Su Kalitesi ve Sağlık ve Geleneksel Olmayan Su Kaynakları olmak üzere 4 görev gücünde yer almıştır. Bu bağlamda Dünya Su Konseyi üyeliğimiz, su politikalarına yön veren aktörlerden biri olmamızı sağlarken, hem teknik hem politik boyutta su işbirliklerimizi güçlendirmektedir.

 

Bu toplantıyla eş zamanlı olarak Uluslararası Su Kaynakları Birliği (IWRA) tarafından gerçekleştirilen ve Dünya Su Konseyi Yönetim Kurulu üyelerinin de katılım sağladığı 18. Dünya Su Kongresi de Küresel su gündemine katkı sağlayan ve aktif olarak yer aldığımız bir diğer önemli etkinliktir. Kongre “Herkes için Su: İnsan ve Doğa Arasındaki Uyum" ana temasıyla insan ve doğanın su ihtiyacı arasındaki koordinasyonu ve dengeyi geliştirmeyi amaçlamıştır. Biz de bu kongrede ülkemizi temsilen “Türkiye'de Su Yönetişimi” ve “Nehirlerin Sağlıklı Yaşamını Sürdürmek: Türkiye Perspektifi” konularında sunumlar gerçekleştirdik.

 

Kongrede, ülkemizin uluslararası platformlarda gündeme getirildiği gibi su zengini bir ülke konumunda olmadığı, ancak iklim değişikliği gibi coğrafyamızı olumsuz etkileyen faktörleri göz önünde bulundurarak suyu akılcı yönetmek konusunda yoğun çaba gösterdiğini ifade ettik. Bu doğrultuda, su yönetim sistemimizde yapılan önemli değişiklikler ve havza bazında su yönetim sistemine geçildiği vurgulanarak havza bazında gerçekleştirilen uygulamalar, Ulusal Su Verimliliği Kampanyası ile tarımda su verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar ile sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda su ve atık su yönetiminde gerçekleştirilen çalışmalarımızı katılımcılarla paylaşma fırsatı bulduk.

 

Ayrıca bu toplantıyı, bütünleşik su kaynakları yönetiminin, arz yönetimi, talep yönetimi, kaynak yönetimi ve risk yönetimi başlıkları altında ele alınmasının önemini ve geleceğe yönelik olarak ülkemizin su yönetim stratejilerini küresel su gündeminin diğer aktörlerine aktarabildiğimiz bir platform olması açısından da önemli buluyorum. Bu sayede, ülkemizin su yönetim modeli; kongreye katılım sağlayan uluslararası kuruluşların başkanlarına, üst düzey hükümet yetkililerine, uzmanlara, akademisyenlere, girişimcilere aktarılmış, paydaşlarla su ile ilgili deneyim paylaşımı ve işbirliği konularında imkânların geliştirilmesi gündeme gelmiştir.

 

Dünya Su Konseyinin 86. Guvernörler Toplantısı ise ülkemiz ev sahipliğinde ve SUEN koordinasyonunda 17-18 Şubat 2024 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, Sayın Bakanımız “ülkemizin su vizyonu ve faaliyetleri”, Sayın Büyükelçimiz Berris Ekinci ise bölgesel siyasi zorluklara ilişkin birer konuşma gerçekleştirmişlerdir. Toplantıda ayrıca, Mayıs ayında gerçekleştirilecek olan 10. Dünya Su Forumu ile ilgili gelişmeler değerlendirilmiştir. Bu toplantının bizim açımızdan en önemli çıktısı toplantı sonunda Bakanlığımız ve Dünya Su Konseyi arasında Sayın Bakanımız ile Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon tarafından su konusunda imzalanan işbirliği protokolüdür.

 

 

Şimdi gündemimizde Mayıs ayında Bali’de düzenlenecek 10. Dünya Su Forumu bulunuyor. Forumda ülkemizin su politikalarını en etkili şekilde aktarabilmek, mevcut işbirliklerimizi güçlendirmek ve yeni alanlar açabilmek için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Kazanımlarımızı ve tecrübelerimizi forumda aktif bir şekilde yansıtarak küresel su politikalarına yön verme konusundaki ülkemiz çalışmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz.

 

 

3. Küresel iklim değişikliği ve su yönetimi politikaları arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? İklim değişikliğinin ulusal su yönetimi politikalarına etkisi nedir?

 

İklim değişikliği çevre, insan ve ekonomi üzerinde geniş kapsamlı etkileri olan, çağımızın en kritik sorunlarından biridir. İklim değişikliğinden etkilenen pek çok alan arasında su kaynakları özellikle endişe vericidir; çünkü su, insan refahı, ekonomik kalkınma ve ekolojik sağlık için elzem bir kaynaktır.

 

İklim değişikliği sonucunda su döngüsündeki değişkenliğin artması ve aşırı hava olaylarının daha sık hale gelmesi ile milyarlarca insanın suya ve sanitasyon hizmetlerine erişimi zorlaşırken ekosistemler üzerinde de büyük bir baskı oluşmaktadır. Aynı zamanda suya olan talebin artması, enerji yoğun pompalama, arıtma ve taşıma işlemlerinin artmasına yol açarak karbon emisyonlarını artırmakta ve iklim değişikliğini şiddetlendirmektedir. Dolayısıyla iklim değişikliği ve su politikaları arasında çift yönlü bir bağlantı ve nedensellik bulunmaktadır.

 

Bu sebeple, hem sonuçları hem de nedenleri açısından iklim değişikliği ve su politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmemek gerekir. Ulusal ve küresel ölçekte su politikalarının hem uyum hem de azaltım politika ve stratejilerinde kilit bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz.

 

Nitekim son yıllarda iklim değişikliği gündeminde su konusunun giderek artan bir öneme sahip olduğunu görmekteyiz. 2022 yılında gerçekleştirilen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı (COP27), suyun ilk defa bir iklim sonuç bildirgesinde yer alması açısından önemli bir yere sahiptir. 2023 yılında gerçekleştirilen COP 28‘in en önemli iki resmi çıktısı olan Küresel Uyum Hedefi (GGA) ve Küresel Durum Değerlendirmesi (GST) belgelerinde de iklim değişikliğine uyumda suyun önemi vurgulanmıştır. Metin iklim değişikliğine uyum için su ekosistemlerini korumanın, muhafaza etmenin ve eski haline getirmenin önemini kabul etmektedir. İklim kaynaklı su kıtlığının azaltılması ve suya yönelik tehlikelere karşı iklim direncinin artırılması, iklime dayanıklı su temini, sanitasyon ve herkes için güvenli ve uygun fiyatlı içme suyuna erişim konusunda tarafları çabalarını artırmaya teşvik etmektedir.

 

Ülkemiz de bulunduğu coğrafya sebebiyle iklim değişikliğinin mevcut ve muhtemel etkilerine en çok maruz kalan ülkelerden biridir. Özellikle toprak ve su gibi doğal kaynaklarımız iklim değişikliğinden doğrudan etkilenmektedir. Ülkemiz sanıldığı gibi su zengini bir ülke konumunda değildir. 2023 yılı itibari ile kişi başına düşen su miktarı 1313 m3 olup, 2050 yılında nüfusumuzun 100 milyona ulaşması ve kişi başına düşen su miktarının 1120 m3’e düşmesi beklenmektedir. Bu beklentilerin gerçekleşmesi durumunda ülkemiz su stresi çeken ülkeler konumunda olacaktır. Bu nedenle su kaynaklarımızı verimli kullanmamız büyük önem arz etmektedir.

 

İklim değişikliği sonucunda artan kuraklık, hem toprak hem de su kaynaklarımızı olumsuz etkileyerek tarımsal üretimimizi düşürmektedir. Yağışların düşmesi ile başlayan meteorolojik kuraklık zirai kuraklığa dönüştüğünde toprak neminde azalma ile birlikte bitki üzerinde baskı artmakta, üretim düşerken tarım arazilerimiz verimsizleşmektedir.

 

Hidrolojik kuraklıkta ise nehir ve göllerde su seviyelerinde azalma ile suda yaşayan canlıların faaliyetlerinde azalma görülmektedir. Bu süreç ekonomik, çevresel ve sosyal açıdan tüm sektörleri olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle hem kuraklık yönetimini hem de su yönetimini birbirleriyle entegre bir biçimde gerçekleştirmeliyiz.

 

İklim değişikliği tehdidi karşısında yaşanan sorunlara yönelik en etkili çözüm; tüm sektörlerde suyun etkin ve verimli kullanılması ve depolanan su miktarımızın artırılmasıdır. Baraj, göl, gölet ve sulak alanların su depolama kapasitelerinin artırılması ve en büyük ve stratejik su depoları olan yeraltı suyu akiferlerinin bu açıdan önemi tartışılmazdır. Bu sebeple yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının sağlanması, günümüz su yönetimi sorunlarının başında gelmektedir. Diğer taraftan, ülkemizde mevcut durumda içme suyu sistemlerindeki su kayıplarının %25 seviyelerine çekilmesi, tarımda sulama randımanının %50’den %75 seviyesine çıkarılması ve sanayide temiz üretim teknolojileri ve verimlilik tekniklerinin kullanılması ile temiz tatlı su kaynaklarından toplam su kullanımının %25’e varan oranlarda azaltılmasının mümkün olduğu öngörülmektedir. Dolayısı ile ülkemizin değişen iklime uyum için “yol haritası” hazırdır.

 

Bunlara ek olarak, özellikle iklim değişikliği etkileri nedeniyle sıcaklık artışları yaşanan bölgelerimizde baraj, göl ve su kanallarının yüzeylerinde GES sistemlerinin kurulması, buharlaşma kayıplarının azaltılması için değerlendirmemiz gereken bir alternatiftir.

 

4. Su yönetimi politikalarının geliştirilmesinde tarım sektörünün önemi ve yeri nedir? Ülkemizdeki sürdürülebilir su yönetimi politikaları kapsamında tarım sektörüne yönelik uygulamalardan bahsedebilir misiniz?

 

Önümüzdeki yıllarda nüfus artışı, kentleşme ve iklim değişikliği nedeniyle daha da artması beklenen su sıkıntısının en büyük yansıması tarım sektöründe hissedilecektir. Dünyada su kaynaklarının ortalama olarak yaklaşık %70’i tarımda kullanılmaktadır. Ülkemizde bu oran %75 ile dünya ortalamasının biraz üzerindedir. Buna ilaveten,  nüfusun 2050 yılına kadar 10 milyarın üzerine çıkması beklenmekte ve hem kentsel hem de kırsal nüfusun temel ihtiyaçlarını karşılamak için tarımsal üretimin 2050 yılına kadar yaklaşık %70 oranında artması gerekeceği tahmin edilmektedir.

 

Bu sebeple, en büyük su tüketicisi sektör olarak tarım sektörü, tüm dünyada su politikalarının ana bileşeni olmak durumundadır. Sürdürebilir su politikaları kapsamında tarımsal sulama verimliliğinin iyileştirilmesi neticesinde elde edilecek su tasarrufu miktarı da yüksek olacaktır. Nüfus artışına paralel olarak gıda güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından tarımsal sulama ihtiyacı da kayda değer şekilde artmaktadır. Bu bakımdan, tarımsal üretimin artırılmasında toprak ve su kaynaklarının doğru ve bilinçli yönetimi esastır. Ülkemizin bulunduğu coğrafyada kısıtlı su, toprak ve bitki kaynakları arasındaki kırılgan ve hassas denge, sürdürülebilir tarım için bu hassasiyetleri dikkate alan stratejilerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.

 

Günümüzde, gerekli teknik, ekonomik ve sosyal koşulların karşılanması durumunda basınçlı sulama sistem ve yöntemlerinin, suyun en etkin şekilde kullanılmasına olanak veren, uzun vadede ölçülebilen ya da ölçülemeyen en yüksek ekonomik ve sosyal faydayı sağlayan uygulamalar olduğu görülmektedir. Onuncu Kalkınma Planında yer alan Öncelikli Dönüşüm Programlarından “Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi Programı” kapsamında bu yönde önemli ölçüde çalışmalar yapılmıştır. Tarımsal üretimde suyun daha etkin kullanımı için başlatılan söz konusu Programda öngörülen hedeflerin önümüzdeki dönemde de aynı anlayışla devam ettirilmesi önem arz etmektedir.

 

Tarımda su verimliliğine ilişkin olarak Enstitümüz, 2019-2022 yılları arasında Ortadoğu’da Mavi Barış Girişiminin Koordinasyon Ofisi olarak Tarımda Su Verimliliğinin Artırılması projesini yönetmiştir. Ortadoğu’da Mavi Barış Girişimi şemsiyesi altında 2019-2022 yılları arasında SUEN’in liderliğinde Irak, Ürdün ve Lübnan’ın da katılımlarıyla Orta Doğu Bölgesi özelinde “Tarımsal Su Kullanım Verimliliğini Artırmak için Bilginin Yaygınlaştırılması” projesi yürütülmüştür.

 

Proje kapsamında iklim değişikliğinden etkilenecek olan ve tarımsal kullanımın %80 seviyesinde olduğu bölge su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla su kullanımının mevcut durumu değerlendirilmiş, tarımda su kullanım verimliliğinin iyileştirilmesine dair karar vericilere yönelik stratejik tavsiyeler geliştirilmiş ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülmüştür. Bu projenin en önemli çıktısı karar vericilere bu bilgilerin ulaştırılıp, bilginin yaygınlaştırılmasının sağlanmasıdır.

 

Alternatif su kaynaklarının tarımda değerlendirilmesi de tarımda su verimliliği için önem teşkil eden bir başka husustur. Arıtılmış atık suların tarımsal sulama amaçlı geri kazanımı, özellikle su kaynakları bakımından zayıf olan havzalarımızda hayati bir öneme sahiptir. 

 

Ülkemizin Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nda da yer aldığı üzere, arıtılmış atık suların yeniden kullanımının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına yönelik eylemlerin hayata geçirilmesi ile su kaynaklarındaki baskıyı azaltıp, su sıkıntısı yaşanan bölgelerde tarımın sürdürülebilirliğini artırmanın yanı sıra çevresel etkileri azaltarak su ekosistemlerinin korunmasına da yardımcı olmak mümkündür.

 

12. Kalkınma Planında da döngüsel ekonomi kriterleri dikkate alınarak kentsel altyapı hedeflerinde arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranının, 2023 yılı hedefi olan %5,4’ten, 2028 yılı sonu itibariyle %11’e çıkarılması öngörülmektedir.

 

Ayrıca, arıtılmış atık suların tarımda geri kazanımına ilişkin uygulamaların pratik hale getirilmesi ve yaygınlaştırılması için ilgili kurumların ortak çalışmalara imza atması önem teşkil ediyor. Bu uygulamalar, su kıtlığı çeken ülkelerde de aktif olarak kullanılıyor ve iyi uygulamaları mevcut.

 

SUEN olarak, geçen sene tamamladığımız uluslararası WATERMED projesi bu konuya ilişkin iyi bir uygulama örneğidir. Bu proje kapsamında, Konya Kapalı Havzasında, 2 sene boyunca, arıtılmış atık suların tarımsal sulama amaçlı yeniden kullanımına ilişkin bir saha çalışması gerçekleştirdik. Bölgede en çok yetiştirilen şeker pancarı ve mısır bitkilerinde arıtılmış atık su kullanımının bitkiye etkilerini test ettik ve arıtılmış atık su ile doğal su kaynakları ile elde edilen üretime benzer verimler elde edildiğini gözlemledik.

 

Bu proje ile aynı zamanda tarımsal üretime ve su kaynaklarının kullanımına ilişkin tüm verilerin ortak karar destek sisteminde toplanarak, hem çiftçi hem yerel ve merkezi yönetimler için çıktı üretilmiştir. Verilerin tek bir sistemde toplanarak işlenmesiyle, çiftçilere haftalık sulama programları oluşturulurken, yöneticilere su tüketim miktarları ve tarımsal üretime ilişkin konularda bilgi aktarımı sağlanmıştır.

Libadiye Caddesi No:54 Küçükçamlıca Üsküdar 34696 İstanbul / TÜRKİYE
SUEN © Türkiye Su Enstitüsü
Site Kullanım Kuralları | Bilgi Edinme